Aşık Meçhuli

1946-2011. Afşin’in Kaşanlı köyünde doğdu. Asıl adı Hasan Öztürk’tür. İlkokulu köyünde okudu.

Yaklaşık 7 yaşlarında iken vereme yakalanan babasını yitirdi. Bunu izleyen yıllarda, 2 kardeşi ve annesiyle yoksul ve zor bir yaşam sürdürdü.

Köylerine gelip giden ve ırgatlık için gittiği yörelerde karşılaştığı aşıklardan şiir söylemesini ve aşıklık geleneğini öğrendi. Yaklaşık 3 yıl Aşık Kul Hasan’a çıraklık etti.

Aşık Meçhuli 1966 yılında askere çağrıldı. Özellikle askerlik sonrası yazdığı şiirler çevrede beğenilmeye ve yayılmaya başladı. 1968 yılından itibaren öncelikle İsmail İpek tarafından türküleştirilerek plağa okunan şiirleri iyice kulaktan kulağa yayıldı.

Birkaç kez çeşitli devlet kurumlarında işe giren Aşık Meçhuli pek uzun süreli çalışma olanağı bulamadı.

Aşık Meçhuli Fransa'da öldü ve köyünde toprağa verildi.

Sevgi, gurbet, yoksulluk, dostluk gibi konuları işleyen Aşık Meçhuli, şiirlerini »Diri Gezen Ölü« (1973) ve »İsyan« (1990) adlı kitaplarda topladı.

 

Aşık Meçhuli bir konuşmasında yaşamını şöyle anlatır:

“1949 yılında Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesine bağlı Kaşanlı köyünde doğdum. Babam Hasan Öztürk'ün dört yıl askerliği sırasında anam Elif, üç çocuğunu beslemek için elinde bulunan küçük bir araziyi satmak mecburiyetinde kalmış. Bu nedenle üç kardeş tamamen topraksız kaldık. O gün bugün; yoksullukla savaş halindeyiz. Yedi yaşımdan bu yana, olup bitenleri hatırlarım... Babam askerden döndükten sonra, halk arasında “ince hastalık” dedikleri vereme yakalanarak öldü. Anam ve üç kardaş, yaşamak için her işte çalışmak mecburiyetindeydik. İlk bahar gelince Maraş ovasına pamuk tarlalarını çapalamak için birlikte giderdik anamla.(...)

Anlattığım gibi, hayatım fakirlik ve perişanlık içinde geçti. Şimdi de durum aynı. Bu durum benim için yadırganmayan bir konu olmuştur. Alıştık yoksulluğa ama, şu anlatacağım olayı hiçbir zaman unutamam; hayatımda bana çok tesir etti çünkü:

1966 yılında askerliğe çağrıldım... Gitmeden önce, akrabalarımın birinden yüz lira borç para almıştım. Tam yola çıkacağım gün, gelip kapıya dayandı alacaklı. Tabii ki, verecek param yoktu.. Adam içeriye girdi ve çocuklar için hazırladığımız kışlık zahireyi toplayıp hepsini götürdü. O sene köyde kalan ailem ve iki çocuk dilenerek geçindiler...

Daha sonra yazdığım şiirler çevrede beğenilerek okunuyordu. 1968 yılında İsmail İpek tarafından “Meçhuli Sazıyla Yarine Der ki” adlı şiirim plak yapıldı. Bilahare aynı sanatçı tarafından öbür şiirlerim de plak yapılmaya devam etti. Bir ara Ankara Hastahanesi'nde işçi olarak çalıştım. Daha sonra İmar-İskan Bakanlığı'nın Afet işleri Genel Müdürlüğü'nde memur olarak bir sene çalıştıktan sonra, beni oradan da attılar. Beni böylece boş, avare gezmeye alıştırdılar.”

Meçhuli şiirlerinde aşk, gurbet, dostluk, yoksulluk, yalnızlık, adalet, halkçılık, bağımsızlık temaları üzerinde durur.

Yapıtı/Diri Gezen Ölü (1973)

 


Gelir
 
Dertlerim örülmüş bir çorap gibi
Söktükçe sevdiğim sökesim gelir
İçime işledi şu zalim gurbet
Gönül ah çektikçe çekesim gelir
 
Hayli hasret kaldım yari özlerim
Yarin hasretiyle ağlar sızlarım
Yar sana kem gözle bakan gözlerin
Dünyayı başına yıkasım gelir
 
Meçhuli yarine sazıyla der ki
Huri melek nesli şüphe mi var ki
Perilerin şahı sultanı sanki
Baktıkça yüzüne bakasım gelir

Güzel Dost
 
Bana ettiğini biliyor musun
Sineme hançerin çaktın güzel dost
Beni ağlattığın yetmez mi gayrı
Bu garip gönlümü yıktın güzel dost
 
Dertsiz iken beni verem eyledin
Derdini yarama merhem eyledin
Kendin Aslı beni Kerem eyledin
Aşkın ateşine yaktın güzel dost
 
Gönlümü kendine eyledin esir
Seni sevmek midir bir bana kusur
Zülfünün teline asılan Mansur
İnsafsızca dara çektin güzel dost
 
Sönmesin bu aşkın yansın dedikçe
Yana yana seni ansın dedikçe
Allahım kitabım sensin dedikçe
Çıkıp yücelere baktın güzel dost
 
Bu kadar insafsız olur mu insan
Ettiğin Hüsey’n’e etmedi Mervan
Hali hazır kendim hayatta iken
İsmime Meçhuli taktın güzel dost